MÜRVER AĞACI TOPLU ÖYKÜLER / OSCAR WILDE

TOPLU ÖYKÜLER
Can Yayınevinden çıkmış olan bu kitap Oscar Wilde’ ın ele aldığı kısa öykü ve düz yazı şiirlerinden oluşmaktadır. Aslında kitap farklı zamanlarda yayınlanmış olan bu hikayeleri birleştirmesi ve tek kitap haline getirmesi bakımından güzel bir koleksiyona sahip olmamızı sağlıyor.

Kitap, öykülerin yayınlanan tarihleri açısından 5 ana başlığa ayrılmış bende yazımı bu doğrultuda yapacağım.

MUTLU PRENS VE DİĞER ÖYKÜLER (1888)

Bu bölüme ismini veren Mutlu Prens 5 fantastik öykü içerisinde en çok tanınanı olmuştur ve öyküler çocuklara yöneliktir. 19. Yüzyıl İngiltere'si ikiyüzlülüğü, bencilliği, sınıf farklılığı, boş böbürlenme gibi konulara karşı bir eleştiri niteliğindedir.

Yazarın betimlemeleri orada anlatılan dünyayı canlandırmamda oldukça yardımcı oldu.  İlk öykü altın bir heykel olan zamanında yaşamını mutlu bir prens olarak yaşamış kişi ve göç etmek için kendisine yer arayan ilerleyen zamanda ise şehirdeki yoksullara yardım etme çabasına düşen bir kırlangıcı anlatır. İkilinin arasındaki dostluk oldukça güzel işlenmiştir. Saraylarda har vurup harman savururken sokaktaki halkın ne acılar çektiğini görmeyen üst kesim ile alt tabaka arasındaki sınıfsal farklılığa vurgu yapar.

Daha sonraki öykü ise ‘’Bülbül ve Gül’’ ün hikâyesidir. Bu hikâyede oldukça bilindik bir konuya ait divan edebiyatında da gül ve bülbülün fuzuliye ait beyitinden biliriz Wilde’ da buradan etkilenip bunu öyküleştirir. Hikâyede bir kıza açılmak ve onu dansa davet etmek isteyen bir genç ve davet edebilmesi içinde kırmızı bir gül gerekir. Ne yazık ki o mevsimde hiç kırmızı gül yetişen bir yer yoktur. Bülbül gencin bu haline oldukça üzülür ve madem bu gerçek bir aşk o zaman o gülü ben bulurum der. Tüm gül ağaçlarına sorar ama hepsinin rengi farklıdır. Bülbül kendi kanı ile sırf gerçek sevgi uğruna bir kırmızı gül elde eder. En sonda ise gül bir kenara atılır. Herkes hayatına kaldığı yerden devam eder.

Bir sonraki hikâye ise ‘’Bencil Dev’’ olarak karşımıza çıkıyor. Sevginin olmadığı bir yerde hiçbir şeyin yeşermediği güzeller güzeli bahçesi olan huysuz bir dev çıkıyor karşımıza fakat bu uzun sürmüyor. Çocukları kovan devin bahçesine bahar gelmiyor ne zaman çocuklar bahçesine geliyor o zaman yaz oluyor ve çocukları sevmeye başlıyor.

‘’Sadık Arkadaş’’ hikâyesi ise bencil bir kişinin arkadaşlık adı altında karşısındaki kişiyi hiçe sayması ve onu kullanmasını ele alıyor. Bu hikâyeyi okurken Oscar Wilde’ in hayat hikâyesi aklıma geldi. Oscar Wilde öldüğünde arkasından en çok ağlayan kişi hayattayken Wilde’a en çok çektirenlerden birisidir. Gösteriş meraklısı, iyi gibi görünen ve karşısındaki kişilerden yararlanan, hep kendisini düşünen ama karşısındakine asla yardımcı olmayan ve diğer kişilerin iyiliklerini suistimal eden bir kişinin öyküsünü okuyoruz burada.

‘’Kayda Değer Roket’’ ise boş boş böbürlenmekte üstüne olmayan bir roketin öyküsü. Hikâye başlarken gerçekten etkileyici bir şey olduğunu düşünüyorsunuz çünkü kendi ailesinden öyle bir bahsediyor ki oldukça afili bir gösteri yapacak ama aslında oldukça sönük ve hiçbir olayı olmayan zamanı geçmiş bir kenara atılmış bir roketin son anlarında bile kendisini çok iyi sanmasını ele alıyor.

MR W.H’ NİN PORTRESİ (1889)

Burada geçen hikâyede Shakespeare’ in sonelerinde geçen dizelerin bir erkeğe duyduğu aşk sonucu yazdığı iddia edilir. W.H’ nin gerçekte kim olduğu araştırılır. Sonelerde geçen dizelerin incelemesini içeren bir hikâyeden çok bir araştırma gibidir buradaki bölüm. Açıkçası sonelerin çevirisi çok güzel yapılmış olup bu bölümü ayrı bir merakla okudum. Yakışıklı ilham perisinin Shakespeare oyunlarında çok iyi bir iş çıkartması sonrasında başka bir kimse ile çalışması sonucu Shakespeare’ in yaşadığı kalp kırıklığını dizelerine yansıtması ve bu izlerin peşinde geçen bir süreci anlatır. Kitap o zamanlarda birçok düşmanı olan Wilde’ın onu küçümsemeleri için gerekli her şeyi vermiştir. Hemcinsler arasındaki aşk konusunu ilk kez bu eserinde işlemiştir.

NAR EVİ (1891)

Bu kısımda geçen hikâyelerden hangisi daha etkileyiciydi kararsızım. Krallardan denizkızlarına çirkin bir cüceden yıldızdan doğma bir çocuğa kadar iyilik ve güzelliğin nerelerde gizli olduğuna dünya düzeninin incelendiği 4 hikâyeyi ele alır.

‘’Genç Kral’’ öncesinde bir çoban olan daha sonra ise lükse karşı bir hayranlık besleyen, kral olmak için taç giyme törenini bekleyen bir kişinin öyküsüdür. Törende kullanılacak olan taşların, eşyaların ne zahmetler sonucunda elde edildiğini fark etmesi sonucu bu lüksten vazgeçmesi ele alınır. İnsanların gösterişe ne kadar düşkün olduğunu bir kişinin anca kıyafetlerine bakılarak kim olduğu, kişinin kendisinden çok gösterişine olan itibarı ele alan bu yazıda asıl zenginliğin kişinin nereden geldiğini, köklerini unutmamasını etkileyici bir dille ele almıştır.

‘’Infanta’ nın Doğum Günü’’  çirkin mi çirkin bir cücenin kendi çirkinliğinin farkında olmaksızın hayatını gayet mutlu mesut yaşadığı ormandan alınıp saraya, İspanya’ nın gelecek varisini eğlendirmek için getirilir. Diğer çocuklar gibi olduğunu düşünmektedir, dans eder herkeste onunla birlikte eğlenip güler. Küçük kızın kendisinden hoşlandığını ve onunla arkadaş olmak istediğini düşünür. Hayatında hiçbir ayna görmemiş olan cüce kendi yansımasını gördüğünde üzüntüden kahrolur ve herkesin onunla alay ettiğini anlar. Kalbi çok kötü kırıldığı içinde orada ölür. Küçük kız ise eğlencesinin bozulduğunu öğrenince emir verir ‘’Bundan böyle kalbi olanlar benimle oynamaya gelmesin’’

‘’Balıkçı ve Ruhu’’ kitapta en beğendiğim hikâyelerden birisi bu diyebilirim. Aşık olduğu kız uğruna ruhunu terk eden bir genç ve ruhun yaşadığı maceraları konu edinir. Ruhu gence geri dönmek ister fakat çocuk bir deniz kızına aşık olduğu için ruhunu yılda bir kez görür ve yaşadığı maceraları delikanlıya anlatarak onu tekrar eski günlerde olduğu gibi birlikte olmaya ikna etmeye çalışır. Buradaki hikâye bir Disney masalından görüntüleri göz önüne getirir gibi resmen cadılar, deniz halkı, ruhun diyar diyar gezmesi… Kalp mi önemli yoksa ruh mu? Kalpsiz bir ruh nelere yol açar? En küçük bir tereddütte düşüp kötüye uyduğumuz da hayatın nasıl geri dönülmez bir şekilde elimizden kaydığını gösteren bir hikâyedir.

‘’Yıldız Çocuğu’’ kendi güzelliğinin farkında olup kibre kapılan bir çocuğun etrafındaki herkese işkenceler etmesi kendi annesini bir dilenci diye reddedip daha sonra lanetlenerek çirkin birisine dönüşmesi sonucu gece gündüz demeden annesini aramasını konu edinir. Eski haline kavuşmak için annesini ararken yıllardır kötülük ettiği insanlar gibi kendisine de hiç kimse merhamet etmez. Farkında olmadan bir sınava tabii tutulur. Gerçek güzellik ve çirkinlik kavramının incelendiği bir hikâye ile bu bölümde sona erer.

LORD ARTHUR SAVILE’İN SUÇU VE DİĞER ÖYKÜLER (1891)

‘’Lord Arthur Savile’ in Suçu’’ bir falcının baktığı fal sonucunda bir cinayet işleyeceğini öğrenen Lord Arthur evleneceği kız sonradan üzülmesin diye cinayeti önceden işlemeye karar verir. Hikâye tam bir ironi örneğidir. Sürekli bir girişimde bulunup başarısız sonuçlar elde etmesi ve son olarak da falcının nehrin dibini boylamasıyla hikaye son bulur.

‘’Sırrı Olmayan Sfenks’’ her yaptığını çok gizli bir mesele haline getiren güzel bir kadını konu edinir. Sıradan olaylara sıra dışı izlenim vermeye çalışan bir kadının öyküsü de denebilir.

‘’Canterville Hayaleti’’  yıllardır ev sahiplerini korkudan öldüren bir hayaletin parodi bir hikayesidir. Evi satın alan aile hortlaklara falan inanmayan bir din adamı ve ailesini konu edinir. Hayaletler gerçekten olmayacağı için hayalete etmedikleri eziyette kalmaz. Artık pes edecek noktaya gelen hayalet evin küçük kızı ile ilgili bir anlaşma yapar ve olaylar değişik bir hal alır.

‘’Örnek Milyoner’’ fakir ve eli açık bir gencin bir dilenciye verdiği para karşılığında hayatının nasıl değiştiğini ele alır. Ahlak dersi niteliğindeki bu öykü Wilde’ in gerçek yaşamından da izler taşıdığı söylenenler arasındadır.

DÜZYAZI ŞİİRLER (1894)
Kitaba ismini veren mürver ağacı adlı yazınında içerisinde yer aldığı, kısa düzyazı şiirleri kitabın son bölümünü oluşturmaktadır. 

GAİA


Bunları da Beğenebilirsiniz

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.