YÜRÜYEN ŞATO / HOWL'S MOVING CASTLE 2004

HOWL'S MOVING CASTLE
IMDB: 8,2
YÖNETMEN: HAYAO MIYAZAKI

Bir insan neden yürüyen bir şato inşa eder? Yolları bir sabah tesadüf eseri Howl ile kesişen Sophie… Ateş cini ile yapılan bir anlaşma… Krallığın içinde bulunduğu savaşı bitirmesi umut edilen ünlü büyücü ve farklı kimlikleri ile Howl…

Hem kitabını okuyup hem de filmini izlemiş biri olarak diyebilirim ki animesi çok daha başarılı. Anime konusunda çok yetenekli olan Hayao Miyazaki tabii ki de mükemmel bir yapıt çıkartmış ortaya kitapla oldukça farklılık olmasına rağmen animesinin yeri çok daha ayrı bende. Diana Wynne Jones’ un eseri ise yine güzeldi fakat animeyi izleyince sanki kitap biraz eksik gibi geliyor bir bakıma da tamamlayıcı şöyle diyebilirim ki kitaptaki en büyük eksiklik; Howl - Sophie ilişkisi çok havada kalmış.

Fantastik bir dünyada geçen hikâyemiz Sophie adlı karakterin başından geçenleri konu alıyor. Sophie bir sabah yolda Howl ile karşılaşmasının akşamına cadı tarafından lanetlenir ve çok yaşlı birisine dönüşür. Büyüyü kaldırmasının bir yolunu aramak için yollara düşer. Yolculuğu sırasında genç kızların kalbini yemesiyle nam salmış kötü büyücü Howl’ un şatosuyla karşılaşır. Oldukça yaşlı olmasından dolayı onun kalbiyle pek ilgilenmeyeceğini ve kalacakta bir yere ihtiyacı olduğundan şatoya adım atar. Dikkatini çeken ateşi hemen farkeder ve öğrenir ki Calcifer bir ateş cini, Howl ile anlaşmasının sonucunda şatoyu hareket ettiren kendisidir.  Sophie’ yi ilk gördüğünde lanetlendiğini anlar fakat büyünün bir diğer kötü yanı da Sophie’ nin bu konudan kimseye bahsedememesidir.
Hikâye ana hatlarıyla bu kurgu üzerinden gidiyor. Anime ve kitabı karşılaştırmam gerekirse, animede Howl’ u meşgul eden şey savaştır. Kralın en iyi büyücüsü olarak savaşta yer alır fakat savaşta harcadığı güç yüzünden zamanla kendi kontrolünü kaybeder noktaya gelir. Bir yandan da kötülüğü ile nam salmış çöl cadısından kurtulmaktır amacı bu yüzden de herkesin kendisinin kötü kalpli bir büyücü olduğunu düşünmesini ister ayrıca savaşta bulunmak istemiyordur, bir şekilde bunlardan kurtulmak için bir sürü iş açar başına. Kitapta konu hep çöl cadısı ile sınırlı kalır. Michael adında da bir yardımcısı vardır. Filmde oldukça küçük bir çocukken kitapta 17 yaşlarında bir çocuktur. Dedikoduları yayan Howl’un isteği üzerine kendisidir. Kitapta Sophie’ nin kardeşleri üzerinde çok durulurken animede sadece başlarda görülürler. Bazı kısımlar kitabı okuduktan sonra tam olarak oturdu desem yeri var. Sophie büyü yüzünden çok yaşlı olmasına rağmen Howl’ dan etkilenir fakat bazı tavırları ise hiçte hoşuna gitmez, bir kere Howl güzelliğine çok düşkündür, çocuk gibi inatçı ve laf dinlemez bir yanı vardır. Kitapta ise arkasında birçok kırık kalp bırakmasından bahsedilir ve kapısına gelen kızlarla uğraşan Michael ve Calcifer bu konu hakkında konuşurlar. Kitapta Sophie’ de en az kız kardeşleri kadar güzel ve alımlı olmasına rağmen animede güzel olmadığından yakınır.

Daha bahsedecek çok şey var fakat asıl değinmek istediğim animenin çok daha güzel ve anlamlı olduğu kitap daha çocuksu bir imaj çizerken, Miyazaki’ nin hayal gücü ile konu daha zenginleştirilerek iyileştirilmiştir. Kitapta Howl oldukça sert tavırlara sahiptir animede çok daha centilmen bir kişi görürüz. Kitabın belki de çevirisinden dolayı olabilir ama anlatımı hoşuma gitmediği için pek beğenemedim sanırım. Belki de animesi o kadar iyi ki kitap gölgede kalıyor.

Sevgi ve arkadaşlık temasının işlendiği her yaşa hitap eden bir anime, normalde orijinal dilinde izlemeyi tercih ederim fakat Türkçe dublajının çok daha güzel olduğunu söyleyebilirim. İngilizce ve Japonca dublajında karakterlere ses tonu tam uymamış fazla sert, Türkçesinde ise daha yumuşak ve uygun bir hale getirilmiş.

Dünya çapında ünlü anime ustası Miyazaki’ nin bu filmine bir göz atın derim.



GAİA


Bunları da Beğenebilirsiniz

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.