RUN FORREST RUN …


Sinema dünyasında ayrı bir yeri olan filmdir bence. Konu olarak dönemin önemli olaylarına dikkat çekmesinin yanı sıra, başrol oyuncumuzun karakteristik yapısı ve IQ düzeyinin farklı olması olayların bu çerçeve etrafında olağan dışı gerçekleşmesi insanı düşüncelerle baş başa bırakıyor.

Küçüklüğünden beri sosyal yaşantısı tarafından soyutlanmış küçük bir çocuğun büyüyüp değişmesi normalleşmesi beklenirken filmde, aksine aynı küçük çocuğun hayatına devam ederken çaba harcamadan başardığı birçok olaylar yaşanır. 1944 ve 1982 yılları arasında ki Amerikan tarihinin önemli olaylarına dikkat çekilir ve Forrest Gump’da bu olayların tam ortasında yer alır. Bu kadar zayıf bir kişiliğin önemli insanların, olayların içerisinde olmasına anlam veremeyen, Gump’ı sırf farklı olduğu için aşağı gören bir tabaka şaşkınlıkla Gump’ı izler.

Film de ele alınan konu bakımından hem 44-82 tarihlerinde ki Amerika’nın sanat siyaset, toplumsal yaşam konuları hem de IQ'su ve karakteristik yapısı bakımından zayıf bir kişiliği olan, Gump’ı nasıl tanımadan yargılayabildiğimizi bize sunar. Forrest Gump, hayatın akışı içinde elde ettiği başarılarla çevresinde parmakla gösterilen kişi olarak kendisinden söz ettirir. Kimseyi yargılamayan, olayları, durumları sorgulamadan sadece yapan Forrest Gump.  Çoğu sahnede gülümseten ama altında düşündüren, hüzünlendiren Forrest Gump.


Film senaryo bakımından gerçekten çok iyi kurgulanmış. Aslında ilk kitap olarak yayımlanan Forrest Gump, 1994 yılında kitaptan esinlenerek Robert Zemeckis tarafından beyaz perdeye aktarılmış. Senaryo açısından ne kadar güçlüyse bir o kadar da çekim kalitesi, kullanılan müzikler, oyunculuklar bakımından söz ettiriyor. Kullanılan sahnelerde de eski görüntüleri verebilmek için gelişmiş görsel efektler kullanılmış. Öyle ki film gösterime girdiğinden itibaren kısa zamanda 1 miyar doları zorlayan bir hasılat edebilmiş. Burada da sadece film çekmek için çekilmediğini anlıyoruz. Kaliteli bir film örneği.  Aldığı ödüllerle de başarılı bir film olduğunu kanıtlamıştır. 1995 yılında 13 dalda Oscar’a adaylık veren film En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Film Ödülleriyle birlikte 6 ödül almış. En İyi Görüntü, Aktör, Yönetmen, Görsel Efekt, Uyarlanmış Senaryo Ve En İyi Düzenleme dallarında 67. Akademi Ödüllerini ve aynı dalda Altın Küre Ödüllerinde En İyi Aktör, Görüntü ve Yönetmen dallarında üçüncülük elde etmiş. Ayrıca altı dalda da Saturn Ödüllerine aday gösterilmiş ve En İyi Fantezi ile En İyi Yardımcı Aktör dallarında ödül almış.

Ayrıca burada üzerinde durulması gereken bir diğer konuda film de kullanılan müzik arşivi. Bunu kimse gözünden kaçırmamıştır eminim çünkü o kadar geniş bir yelpazesi var ki klasik, rock, rock’n’ roll, blues… Elvis Presley, Duane Eddy, Aretha Franklin, The Doors, Willie Nilson…  Gerçekten çok geniş ve kalifiye liste olmuş. Zaten filmin hemen ardından “Forrest Gump The Soundtrack” albümü hazırlanmış ve dünya genelinde 12 milyondan fazla satmış.

Oyunculuklara gelirsek başrolde Tom Hanks karşımızda. Oyunluğuyla ilgili buraya herhangi bir şey yazmam tamamen klişe kaçacaktır. Bu nedenle anlatılmaz yaşanır demekle yetiniyorum. Robin Wright, Gary Sinise, Mykelti Williwmson, Sally Field ile oluşturulan kadroda başarılı oyunculuklarını sergilemiştirler. Tabii ilgi Forrest Gump’da olduğu için Tom Hanks’in biraz gölgesinde kaldıklarını düşünüyorum.


Film o kadar güzel harmanlanmış ki müziklerle, görsel efektlerle, oyuncularla dört dörtlük terimi tam da bu film için geçerli. İzlenilmesi gereken film listenizin olmazsa olmazlarında bir film “FORREST GUMP”




FERONİA

Aldous Huxley’in 1932 yılında yayımlanmış distopya türündeki eseri  “Cesur Yeni Dünya” ; mutluluğun ve hazzın en üst değer olduğu bir toplumu betimler. 

Romanın atmosferini, laboratuvarlarda yapılmış, genetik kodlamalar ile sınıflara ayrılmış ve her biri hayatından memnun ve bulunduğu konumu “en iyi” diye adlandıran biyonik insanlar oluşturur.  Bu insanlar gündelik olarak belli bir doz “soma” hapını yutarak sorunsuz,sıkıntısız ve mutlu haz dolu bir hayat yaşarlar fakat bu “yapay” bir mutluluktur. Huxley’in Cesur Yeni Dünya’sı herkesin mutlu ve haz duyduğu bir dünyayı betimler. Bu dünyada acı ve ıstırap yoktur. İnsanlar kötü, olumsuz duygulardan bir doz soma alarak kurtulurlar. Her şey ulaşılabilirdir ve tutku, aşk gibi insanı ıstıraba sürükleyen duygulara yer yoktur.  İnsanların nihai amacı “mutlu olmaktır” bunu da soma yerine getirir ve böylece insanlar düzen için bir tehdit oluşturmaktan çıkarlar.  Kolluk kuvvetlerinin yerini soma alır. 

Romanda genetik mühendisliğinin neden olduğu şeyler dikkat çekicidir; bilim insanları genetik mühendisliğini sınıflı bir toplum düzenini dizayn etmek için kullanıyorlar ve bu dizayn doğum sonrası koşullandırmalar ile kusursuz bir düzen meydana getiriyor. Bütün insanların mutlu olduğu, her şeyin ve herkesin ulaşılabilir olduğu ve tüketimin her türlüsünün egemen olduğu bir dünya kurgusu niçin distopiktir ? Ve biz okuyucuları ürkütür? Şüphesiz bunda yapay oluşunun da bir payı var, diye düşünüyorum ve bizler üzüntü duymadığımız, tutku beslemediğimiz bir dünyayı tahayyül edemiyoruz. Hem böyle bir dünya çok sığ bir dünya olurdu.

Bir bakıma Huxley’in Cesur Yeni Dünya’sı yozlaşmış bir dünyadır. Toplumu, bireyselliği üst bir değer olarak kabul ederken bireyler arası bağları ve güçlü duyguları yadsır ve bunun sağlıksız bir edim olduğunu savunur. Huxley’in dünyasındaki birey kendi doğasından uzak, bilimin keşifleri ile şekillenmiş ve köklerinden koparılmış bir bireydir. O artık teknolojinin bir ürünüdür. Ve bu yapay dünyada ona insan köklerini hatırlatan duygulardan “soma” alarak kurtulur.

Diğer her  yerde olduğu gibi Cesur Yeni Dünya’da da farklı olan dıştalanan olur bu yüzden tellerin öbür tarafından gelen “vahşi” bir türlü kabul görmez ve sadece  seyirlik bir nesne haline gelir. Nitekim vahşi de onların bu yapay dünyasına alışamamıştır. Huxley birbirine tamı tamına zıt iki dünya betimler romanda: biri kusursuz bir düzenin hüküm sürdüğü huzurun ve refahın toplumu; diğeri sefaletin ve yoksulluğun ardında  geleneklerin egemen olduğu bir kabile toplumu.

Çok katmanlı bir yapıya sahip bu eser  totaliter düzeni ele alış biçimi nedeni ile Orwell’in 1984ünden çok farklı bir ‘distopya’ çiziyor.  

MOMOS
YALANLARIN ARASINDAN GERÇEĞİ BUL.



Amerika'da eskiden günümüze kadar süregelen bir araştırmacı-gazeteci The Boston Globe’un takımıdır SPOTLİGHT. Film gerçek bir olay içermekte bu da Spotlight takımının gün yüzüne çıkardığı bir davadır. Yönetmenliğini Tom McCARTHY üstlendiği Amerikan drama türünde olan film, 2015 yılında vizyona girdi.

Konusu günümüzde “ne yazık ki” hala güncelliğini koruyan ama 70-80' ler de meydana gelen bir olayın 2002'de anca gün yüzüne çıkarılmasıyla ilgili, çocuklara yapılan cinsel tacizi konu ediniyor. 90 tane sözde kilise rahiplerinin gün yüzüne çıkarılması. Üstü örtülemeyecek kadar hassas olan bu konunun kiliseye bağlılığının zedelenmesiyle karşı karşıya getirilmesi bir kez daha çıkar dünyasında yaşadığımızı gözler önüne seriyor. Filmi izledikten sonra Spotlight ekibinin başarısına sevinmekten daha çok büyük bir hüsranla ekranı kapattım. Çünkü 70-80’lerde meydana gelmiş bir olay. Yıl 2016 hala aynı olaylar her geçen gün gündemimizde yer ediniyor. 30-40 yıldır hiçbir şekilde bilinçlenemediğimizin gerçeği. Ve bu sadece bizim ülkemizde de değil dünyanın her yerinde böyleymiş ne yazık ki. Tabii bu tür olaylarda sistemin ayrıcalığını net bir şekilde görüyoruz. Filmde de görüldüğü gibi kiliseye karşı negatif etkilerin doğmasındansa konunun üstü çok kolay bir şekilde kapatılabiliniyor. Burada da sisteme karşı doğru ve güçlü olarak ayakta duran gazetecilerimiz var olması gerekiyor. 

Film de Spotlight ekibi bu haberi haber değeri yüksek olduğu için değil, konunun hassaslığının farkında oldukları ve bir şekilde üstünün kapatımasından duyulan insani rahatsızlıklarından dolayı bu olayı gün yüzüne çıkarıyor. Burada da yine günümüzde yapılan habercilik anlayışının nedenli doğru nokta olduğunu tekrar tekrar anlıyoruz.



Spotlight filmi, görsellik bakımından çok fazla eleştiri almakta. Bir an acaba görselliği çok yükse olsaydı nasıl olur diye düşündüm. Konu saptırılmadan görsellik dengesi kurulabilirse evet güzel olabilir ama şu yanı da var, bu denli önemli ve hassas bir konunun yalın haliyle ve direkt olarak olay üzerinden verilmesi de izleyici başka bir objeye, duruma ya da olaya yönlendirmiyor. Zaten eski bir dönem olayı oluğu içinde daha modern olmayan yapısı yine bize o dönemi hissettiriyor. Ben konusunu okuduğumda filmi görsel bir şov olarak izlemeye başlamamıştım ki bu görüntü kalitesi de ben de bir rahatsızlık hissi uyandırmadı. Aksine tamamen konuya odaklı olması beklentilerimi yeterince karşıladı. Diğer türlü olduğu zaman mesela oyuncuların yaşamlarına girdiğinde konu kopukluğu oluyor ve bu bende bu tür filmlerde daha da sabırsızlaştırıcı etki yaratıyor. Bu nedenledir ki filmin 88. Akademi ödüllerin de 6, 73. Altın küre de 3 adaylığı oldu. 88. Akademik ödüllerinde en iyi film ve en iyi özgün senaryo ödüllerini, 69. Bafta ödüllerinde de en iyi özgün senaryo ödüllerini almaya hak kazanmış.

Oyuncu kadrosu Mark RUFFALO, Michael KEATON, Rachel McADAMS, Liev SCHREİBER, John SLATTERY, Brian D'arcy JAMES'in oluşturduğu başarılı bir kadro. Olması gereken sınırında bir oyunculuk sergilemişler. Evet daha iyi olabilir miydi olurdu ama sanıyorum ki senaryoya ağırlık verilmiş. Yani herhangi bir oyuncunun performansı veya filmin görselliği konunun önüne geçmesi istenmemiş. Bütün kazanılan ödül kategorileri de bu düşünceyi destekler nitelikte.

Eğlenmek veya görsel bir şölen yaşamaktan ziyade, toplumsal bir konunun gözler önüne serildiği ve üzerine düşünülmesi gereken bir film. Üzerine düşünülmesi diyorum çünkü her toplumda meydana gelen ve biz de bu toplumun bir parçası olduğumuz için bizim de bir bakıma her türlü olayda sadece çocuk tacizliğini kast etmiyorum, bir paya sahibiz. Yani bu olaylar karşısında “ Allah kahretsin, tüh vah yazık” demekle kendimizi suçlulardan ayırmak yeterli olmuyor maalesef.  

Umarım daha bilinçli bir toplum olma yolunda adımlar atmaya başlamışızdır ve 30-40 yıl sonra “ 30-40 yıl önce neredeysek hala aynı noktadayız!” demiyor oluruz umarım…


FERONİA

Blogger tarafından desteklenmektedir.