PASSENGERS 2016 – UZAY YOLCULARI


Senaryo tarihi 2007' ye dayanan, yıllanmış konusuyla 2015 yılında çekimlerine başlanan filmimiz Passengers, bilim-kurgu ve romantizmin harmanlanmış şeklini sunmaktadır. Yönetmenliğini Morten Tyldum senaristliğini Jon Spaihts üstlenmiştir.

2007 yılına dayanan bir senaryonun, bu zamana kadar beklemesi bence senaryonun oturması, yeni teknolojiye göre revize edilmesi açısından bence avantajlı bir konumdaymış. Bu bilgi insanda daha sağlam bir senaryonun olması beklentisini doğuruyor ister istemez. Ki ben ilk Passengers filminin fragmanını izlediğimde çok hoşuma gitmişti ve heyecanla beklemekteydim. Tabii nereden bilebilirdim senaryonun can alıcılığının sadece fragman görüntülerinde olduğunu... Bu nedenle biraz hayal kırıklığı yaşamadım değil maalesef.

2017 yılındayız o kadar çok uzay, yıldızlar, yıldız savaşları, boyutları vs. konuları gördük ki artık belli bir doyuma ulaştı izleyici. Bundan sonra yapılacak olan filmlerin daha etkileyici ve bir sonraki levele atlaması gerekiyor. Passengers  filminde de bence daha yaratıcı ve etkileyici unsurların kullanılması için gerekli zemin vardı fakat bu tercih edilmemiş gibi geldi bana. Film yüzeysel olarak bilim-kurgu, diğer taraftan romantizm öne sürülerek bu bekleyiş bertaraf edilmiş. Bunun sonucunda da filmde mantık hataları ve konunun yüzeysel kalması izleyici tarafından pek hoş karşılanmadı.


Oyuncu kadrosu ise başrolleri paylaşan Jennifer Lawrence ve Chris Pratt bulunmaktadır. Oyunculuklar her zamanki gibi çok güzeldi. Zaten Chris Pratt’in etkileyiciliği ve Jennifer Lawrence’ n güzelliği filmi izletti bunu açıkça söyleyebilirim. Senaryodan beklediğim etkiyi bulamayınca hayran hayran onları izledim 2 saat boyunca. Bir de benim çok hoşuma giden bir sahne Aurora’nın nasıl uyandırıldığını öğrendikten sonra gecenin bir vakti uyuyan Jim’i tekme tokat dövme sahnesiydi. Normalde dövüş sahnelerinde erkeklerin sert hamleler yaptığını görürüz, hissettirilir izleyiciye. Kadın savaşçıların dövüş sahneleri o sertliği vermez. En azından ben bu kadar net hissetmemiştim. Aurora’ nın yumrukları, tekmeleri o kadar iyi verilmiş ki filmi izlerken ben “Oo yalnız iyi vurdu!” cümlesini kurduğumu hatırlıyorum.  

Filmde görsellik ve başrol oyuncularının güzelliği hariç diğer unsurlar hayal kırıklığıydı. Öncelikle çok fazla mantık hatası vardı. Mesela tamirci olan Jim her şeyi tamir edebiliyorken kendi uyku kapsülünü edemiyor?! Ki sonradan anlıyoruz çok basit bir arıza sonucu kapsül bozulmuş. Mantık hatalarının dışında konunun tam ortasında “bencilik mi?” yoksa “hak ediş mi?” sorusu bulunmakta. 120 yıllık bir uykuda olması gereken Jim, Starship Avalon gemisinin meteora çarpması sonucu uyku kapsülünde meydana gelen arızadan dolayı 90 yıl erken uyanmaktadır. 1 yıl boyunca gemide tek başına kaldıktan sonra artık insani duyguları, düşünceleri tahrip görmektedir. Tesadüf eseri uykuda olan “Altın Sınıf Üyesi” Aurora’yı görüp etkilenir ve aklında bir muzip düşünce belirir;“Ya o da uyanırsa?”. Bu düşüncenin yanlış olduğunun farkındadır ama yalnızlık duygusu o kadar baskındır ki Aurora’nın tüm hayatını etkileyecek adımı atar ve kendi elleriyle onu uyandırır. Şimdi burada izleyici “Bencil Jim!” ve “Zavallı Jim!” olarak ayrılmaktadır. Yani şu açıdan düşününce, sonucunda Aurora’nın karar verdiği bir seçimi var. Buna göre hayatını şekillendirmiş ve bir yola çıkmış. Siz böylesine bir yoldayken adamın biri sırf yalnız kaldı diye hayatınıza müdahale etmesi gerçekten çok yıkıcı bir durum. Jim açısında bakıldığında ise aynı durum geçerli ve 90 yıl öncesinde uyanmak onun seçimi değildi. Evet burada önemli bir nokta Jim’in arıza sonucunda uyanmış olması ama Aurora’nın ise bir müdahale sonucu uyanmış olması. Bu nedenle baskın olarak verilen duygu bencillik olarak karşımızda. Fakat film ilerledikçe geminin meteora çarpması nedeniyle oluşan arızaların büyüklüğü nedeniyle insan eli yardımı ile düzeltilmesi gerekmektedir. Yani birileri uyanmamış olsa Starship Avalon gemisi 120 yıl yolculuğa dayanamayacak ve 5000 yolcu uykuda ölecekmiş. Ve gerçek hayatında çokta mutlu olamayan Aurora’nın aşkı bulup mutlu bir şekilde yaşamını sürdürmesi bir rahatlama unsur olarak izleyiciye verilen duygu ile sorun ortadan kaldırılmış olunur.

Bir önemli nokta da hala ve maalesef hep olacak sınıf ayrımı konusu. Yani bilim-kurgu filmin de böylesine rahatsız edici bir unsur olmamalıydı. 120 yıllık bir uzay yolculuğunda, değişen dünyalarda bile var olacak sınıf ayrımı çok belirgin gösterilmektedir. Çok üzücü …


Büyük umutlar ve beklentiler eşliğinde heyecanla izlediğim fakat çok çiy kalan aslında zeminde güçlü ama yüzeysel aktarılmış bir film oldu benim için Passengers. 3D olması da görselliğinin can alıcı olacağını düşünmüştüm. 3D olmasa da olurmuş yani.

Film hasılat açısından büyükkazançlar sağlamasına rağmen izleyicisinde o derece büyük bir etki yarattığını düşünmüyorum. Ama dediğim gibi Chris Pratt veya Jennifer Lawrence hayranıysanız sırf onlar için izlenir. İzlerken de hayran kalınır benden söylemesi :) …




FERONİA


Bunları da Beğenebilirsiniz

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.